Copyright © 2017 TiyatroMüzikleri bir A Sound Fiction kuruluşudur. Tüm hakları saklıdır. Gizlilik Politikası

-Jeanne d’Arc’ın Öteki Ölümü-

-Jeanne d’Arc’ın Öteki Ölümü-

Jeanne d’Arc’ın Öteki Ölümü

Bulgar yazar, Stefan Tsanev’in kaleme aldığı “Jeanne d’Arc’ın Öteki Ölümü” adlı oyunu tanrı kavramı üzerinden sosyal, siyasi ve ahlaki birçok konuya değinen okunması ve izlenmesi gereken bir oyun. Genelde oyundaki “tanrı” kavramı iki farklı şekilde işlenmektedir. Birinci yorumda yaratıcı varlığı kabul edilmemekte ve dinlerin eleştirisi yapılmaktadır, ikinci yorumda ise dinlerin insanlar tarafından yozlaştırıldığı görüşü ön plana çıkmaktadır.

Okuduğum bir haberde geçen “Nurcular ayrı bir dine doğru gidiyor” cümlesi çok dikkatimi çekmişti. (Not: Bu cümleyi farklı bir cemaatin önderi söylemiştir.) Aslında kendi dinini yaratma başka bir deyişle kendi tanrısını yaratma cümlesi  hiç yabancı değildi, çünkü yüzyıllardır insanlar kendi tanrılarını yaratmıştır. Bu cümleyi yazarken bir yaratıcının varlığını veya yokluğunu ifade etmiyorum. Zaten oyunda da asıl irdelenen konu bir yaratıcının varlığı veya yokluğu değil. İnsanların tanrı kavramı üzerinden toplumu nasıl yönettiği ve şekillendirdiğidir. Fakat “Nurcular ayrı bir dine doğru gidiyor” cümlesinde eksik olan bir şeyler var. Ümit ediyorum, “Acaba eksik olan nedir?” diye düşünmüyorsunuzdur. Eksik olan: diğer cemaatlerin adı…

“Benim sözlerimi ağızlarında sakız gibi çiğniyorlar, tekrarlıyorlar, çiğniyorlar… Nafile! Ve yığın yığın yığıyorlar sözlerimi! İdeallerim hakkında ise iyisi mi hiç konuşmayalım… Kim hatırlıyor ki artık ideallerimi?”

Günümüz insan profili, böyle insanlarla her yerde karşılaşabilirsiniz; okulda, iş hayatında, tiyatroda, camide aklınıza gelebilecek her yerde. Herkes doğruyu savunuyor herkes mutlak doğruyu söylüyor. Yarım saat boyunca konuşan birinin sözlerini sadece bir cümle ile özetleyebilirsiniz. Fakat bu konuşmamaları süresince dinlenmeyi ve saygı görmeyi beklerler. Arada idealler hakkında da konuşurlar fakat uygulamaya gelince…

Peki, bu saçmalıkları dinleyenlerde ve körü körüne uyanlarda suç yok mu? Veya şöyle sorsak; erk sahibi grubun her dediğine boyun mu eğmeliyiz? –Jeanne d’Arc’ın Öteki Ölümü– Bu soruya Tsanev’in cevabı -HAYIR-. Stefan Tsanev,  “Zlaten Vek” (Altın Asır) ödülünü kabul etmeyi reddetti. Nedenini ise şöyle açıklıyor: “Aynı ödülün -eski totaliter rejimin en ürpertici baskı kurumu Devlet Güvenliğinin üst yöneticilerinden birine- takdim edildi. Devlet Güvenliği, çoğu sanat adamı olan binlerce mahvedilen kaderin suçunu taşıyor. Üst yöneticilerinden birinin Kültür Bakanlığı’nın en yüksek ödülü ile ödüllendirilmesi, kurbanların anısı ve ıstırapları ile alay anlamına geliyor.”  Tsanev bu ödülü kabul etmeyerek -Jeanne’in- gerçekten ölmesini engelliyor. Tıpkı kendi yazdığı oyunda ki gibi.

Oyunda, Jeanne karakteri bir hayat kadını olarak çiziliyor. …ve bu gerçekten sert bir eleştiri. Oyunun sonunda bazıları bir orospu kadar olamamanın hüznünü duyabilir. Jeanne karakteri vazgeçebildiğimiz kadar var olduğumuz gerçeğini yüzümüze haykırıyor. İdeallerimiz, doğrular, güzel yarınlar uğruna nelerden vazgeçebiliriz. Ruhumuzu ne kadar para, kaç dirhem rahatlık için satabiliriz.

Oyundaki cellat karakteri ise bir soytarı veya dalkavuk olarak düşünülebilir. Bir fikrin, ideolojinin değil,  İktidarın, sadece erk sahiplerinin soytarısı. Güç odakları değiştikçe dalkavukluk yapacağı odaklar değişen bir soytarı. Korkak insanlar sadece güçlünün yanında yer alırlar, kendi fikirleri ve görüşleri yoktur ve iktidar değişince kuracakları cümle şudur:

“Niye yakmasın ki! Ben burada ne güne duruyorum! Ah, getirin şuraya o başpiskoposçukları, o engizisyoncucukları, o profesörcükleri… Yakacağım, ah nasıl yakacağım onları, çıtır çıtır bacakçık bacakçık, elcik elcik, parmakçık parmakçık alevden geçireceğim bizim Jeanne’imizi yakacak o analarını sattığımın cellatlarını!”

Ve bu cümleyi söylemek çok hoşlarına gider, çünkü yakmak yıkmak onların işi hayatları boyunca zavallı bir cellat olarak kalabilecek bu çoğunluk, evet maalesef çoğunluk, süslü cümlelerle padişahlarının, tanrılarının peşinden koşmaya devam edeceklerdir. Tabi tanrıları da onları süslü sözlerle ödüllendirmeli aynı zaman da onun yokluğunda her şeyin felakete sürükleneceğini göstermeli ve yüreklerine korku salmalıdır!

“Solucanım ben, Tanrım… Ayaklarının dibinde solucan olmak benim için ne büyük şereftir… Ne olur, erkekliğimi geri verin…”

Bu cellatlar erkeklikleri uğruna yani iktidar uğruna yapamayacakları şey yoktur. Onlar için önemli olan onca zayıflıklarına ve acizliklerine rağmen güçlü görünmeye çalışmaktır.

…ve tabi ki tanrıları onları ödüllendirecektir.

Oyundaki Tanrı karakterini analiz ederken dikkat edilmesi gerekir. Tanrı karakterinin yorumlanmasına göre verilmek istenen mesajlar değişebilir. Oyunun türü farstır. Fars oyunlarda karakterlerin değişimleri göze çarpmaktadır. Bu oyunda da Tanrı karakteri değişim yaşamaktadır. Oyunun ilk bölümünde aciz, hastalıklı ve korkak bir Tanrı varken, ikinci bölümde Tanrı, güçlü ve zalim bir karaktere bürünmektedir. Celladı cezalandırmak için kullandığı tanrısal güçlerini, çok sevdiği Jeanne’yi kurtarmak için kullanmaz! Belki de Jeanne’nin kurtuluşu ölümündedir.  Jeanne’nin yaşamayı seçerse, gerçek Jeanne d’Arc’ın öleceği, d’Arc’ın ideallerinin koca bir yalan olacağı bir gerçektir.

“Jeanne, çünkü senin gibiler onların rahat ve bolluk içinde yaşamalarına engel oluyor, seni yakacaklar, benim zavallı Jeanne’ım… Bir hiç uğruna. Bence inkâr etmen daha akıllıca olur.”

Tabi ki idealler uğruna yanmayı göze alacak kişiler her zaman çıkacaktır. ve Jeanne yaşamak için ölümü seçer.

“CELLAT TUTUŞTUR ATEŞİ”

Ömer BAKOĞLU

Yorum Yap